Son 10 yıldaki veriler değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuk sayısı yüzde 17,47 artış gösterdi. 2025'te suça sürüklenen çocukların ağırlıklı olarak karıştıkları suç tipleri kasten yaralama, hırsızlık, hakaret, tehdit, mala zarar verme olarak sıralandı.
Adalet Bakanlığı verileri Türkiye'de son yıllarda suça sürüklenen çocuklar konusunda dikkat çekici bir artış olduğunu gözler önüne seriyor. Verilere göre, 2015'te suça sürüklenen çocuk sayısı 158 bin 560, 2016'da 146 bin 737, 2017'de 145 bin 210, 2018'de 157 bin 96, 2019'da ise 161 bin 378 olarak kayıtlara geçti.
Türkiye'de yılda ortalama 180 bin çocuk suça karışıyor
Anadolu Ajansının (AA) "Küçük Yaş, Büyük Suç" başlıklı dosyasının ilk haberinde Türkiye'de suça sürüklenen çocuklara ilişkin soruşturma dosyalarına yansıyan istatistikler ele alındı.
Adalet psikolojisi üzerine uzun yıllar üniversitelerde eğitim veren avukat Cemalettin Gürler, özellikle Kovid-19 döneminden sonra suç oranının yükselişe geçtiğine dikkati çekti.
Çetelerin kirli oyunlarına bulaşan çocuklar ifadelerinde pişmanlıklarını anlattı
Anadolu Ajansının (AA) "Küçük yaş, büyük suç" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, sosyal medya platformlarında, "lüks yaşam, silah, para, alkol ve uyuşturucu madde" paylaşımlarıyla 18 yaşından küçük çocukları radarlarına alarak ağlarına düşüren suç örgütleri düzenlenen operasyonlarla deşifre ediliyor.
Örgüt elebaşları ve yöneticileri hakkında davalar açılırken, özendirme ve kandırma yöntemiyle örgüte dahil edilen 18 yaşından küçük çocuklar, "suça sürüklenen çocuk" statüsünde ayrı dosyalarda soruşturuluyor.
Söz konusu örgütlerin talimatlarıyla suça bulaşan veya henüz eyleme geçemeden yakalanan çocukların bazılarının savcılık dosyalarına yansıyan ifadeleri, çeteleşmenin ve sosyal medyanın negatif etkilerinin doğurduğu sonuçları da gözler önüne seriyor.
Çocuklardan suçlu yaratan çetelerin karanlık organizasyonları iddianamelere yansıdı
Yaşı 18'den küçük bireylerin karıştığı suçlarda son zamanlarda yaşanan artış gündemdekini yerini korurken, özellikle suç örgütlerinin çocukları bilinçli ve sistematik biçimde nasıl örgütleyerek kullandıkları ve hangi suçlara yönlendirdikleri savcılık iddianamelerine yansıdı.
İddianamelerde yer alan ifadeler, ailevi sorunlar, ekonomik yoksunluk ve denetimsizlik içinde kalan çocukların, kamu güvenliğini tehdit eden silahlı eylemlerde maşa olarak kullanıldığını, bu sürecin ise bilinçli, planlı ve süreklilik arz eden bir çete düzeniyle yürütüldüğünü gözler önüne seriyor.
Suç örgütleri çocukları sınırlı cezai sorumluluk nedeniyle "araç unsur" olarak kullanıyor
İstanbul Emniyet Müdürlüğünün saha çalışmaları sonucu elde ettiği tespitlere göre, özellikle 15-18 yaş grubundaki çocuklar sınırlı cezai sorumlulukları nedeniyle suç örgütleri tarafından "yaralama", "hırsızlık" ve "uyuşturucu" gibi eylemlerde "araç unsur" olarak kullanılıyor.
Suç şebekeleri, çocukları daha çok sosyal medya üzerinden etkileyip suça sürüklerken örgütsel yapılarını da güçlendiriyor.
Hukukçular adalet sisteminde "suça sürüklenen çocuk" kavramını değerlendirdi
Dosya haberin bu bölümünde, adalet sisteminde suça sürüklenen çocuklara verilen cezaların niteliği, süresi ve caydırıcılık konusu uzmanlarca değerlendirildi.
Cezaları artırmanın çözüm olmadığının altını çizildiği haberde, önemli olan hususun bu çocukların suç işleyip cezaevine girdikten sonra orada ıslah olabilmeleri ve topluma tekrar kazandırılmalarına yönelik gerekli düzenlemelerin yapılması, ceza infaz kurumlarında eğitim ve meslek edindirmeye yönelik çeşitli faaliyetlerin icra edilmesi gerektiği kaydedildi.
İstanbul'da suça sürüklenenlerin bazı dosyaları çocuk ağır ceza mahkemelerinde görülüyor
Dosyanın bu bölümünde, İstanbul adliyelerinde yargılanan 18 yaşını doldurmamış ve suça karışmış çocuklar hakkında düzenlenen iddianamelerde, "kasten öldürme", "silahlı terör örgütüne üye olma", "uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama", "tehdit" ve "mala zarar verme" gibi suçlamalar yer alıyor.
AA muhabirlerinin soruşturma dosyalarından derlediği bilgilere göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 18 yaşından küçükler hakkında geçen yıl 2 bin 220 iddianame hazırlandı.
Hazırlanan iddianamelere göre, toplam 1661 SSÇ'nin 2161 kez suç işlediği, 118'inin ise 132 kez "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" iddiasıyla yakalandığı tespit edildi. İddianamelerde, 2025 yılında, 11 SSÇ'nin 27 kez "tasarlayarak öldürme" eylemine, 39 SSÇ'nin 58 kez "kasten öldürmek" eylemine katıldıkları yer aldı.
Erken yaşta madde kullanımı çocukları suç sarmalına itiyor
Dosya haberin bu bölümünde, uyuşturucu madde kullanımının çocukların suça sürüklenmesindeki etkisi ele alındı.
Sosyal bilimler ve suça sürüklenen çocuklar alanında çalışmaları bulunan Doç. Dr. Elif Ergüne, AA muhabirine, Türkiye'de çocuk ve ergenlerde madde kullanım yaşına ilişkin kesin ve net bir sayı vermenin zor olduğunu, yapılan araştırmalar neticesinde ilk kullanım ve deneme aşamasının 10-11 yaşlara kadar gerilediğini söyledi.
Bu yaş grubunda çocukların daha çok kolay temin edilebilen çakmak gazı ve bali gibi maddelere yöneldiğini belirten Ergüne, bağımlılık düzeyindeki kullanımın ise genellikle 13-15 yaş bandında seyrettiğini kaydetti.
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Başkanı Durgut, yol haritalarını anlattı
Dosya haberin bu bölümünde, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut, suça sürüklenen çocuklara ve komisyon çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Uluslararası araştırmaların, risk faktörlerinin suça sürüklenmeyi artırdığını gösterdiğini belirten Durgut, komisyon olarak çok katmanlı konunun risk faktörlerini analiz etmek amacıyla müdahale ve politika önerilerine yönelik yol haritası belirlediklerini bildirdi.
Akademisyenleri, sivil toplum kuruluşlarını, kamu kurumlarını, bakanlıkları ve konunun tüm paydaşlarını komisyona davet ettiklerini aktaran Durgut, "Suça sürüklenmiş çocukları kapsayacak şekilde bir anket çalışmasıyla risk faktörlerini analiz edeceğiz. Tespit ettiğimiz verilere yönelik bir eylem planı, politika önerileri paketi sunacağız. Bilimsel temelli, disiplinli bir çalışma yürütüyoruz." diye konuştu.
Çocuklarda siber zorbalığın önlenmesi için ailelere "denetim" uyarısı
Dosya haberin bu bölümünde, son dönemde artan şiddet olaylarıyla birlikte gündeme gelen "suça sürüklenen çocuk" kavramı kapsamında çocukların bilgisayar oyunları, sosyal medya veya dijital platformlarda maruz kaldığı siber zorbalığın önlenmesine yönelik tedbirler ele alındı.
TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özgülük Üçok, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, akran ve siber zorbalık üzerine hem Türkiye'de hem de dünyada uzun zamandır araştırmalar yapıldığını, siber zorbalığın akran zorbalığından en önemli farkının zaman ve mekan sınırının olmaması olduğunu söyledi.
Siber zorbalığa maruz kalan bir çocuğun üzerindeki etkilerin devam edebileceğini aktaran Üçok, bunun daha yıkıcı ve uzun süreli olabileceğinin altını çizdi.
Siber zorbalık dahilinde yapılan olumsuz davranışların kalıcı olabileceğini ve yaygınlaşabileceğini ifade eden Üçok, "Buna maruz kalan çocuğun kendini bundan sıyırmasının iyice zorlaştığını görüyoruz." dedi.
Okul dışı etkinlikler, çocukların suça yönelimini engellemede önemli rol oynuyor
Çocuklarda suç eğiliminin altında yatan temel nedenler ve hayata geçirilmesi önerilen tedbirlerin ele alındığı haberde, çocukların suça yönelmesinde genetik unsurların da rol oynayabildiğini ancak ağırlıklı olarak çevresel faktörlerin etkisinin bulunduğu belirtildi.
Aile ortamının çocuklardaki şiddet eğiliminde belirleyici olduğuna işaret eden uzmanlar, çözümün, çocuklara, aileden uzaklaşmalarını engelleyecek, ailede yaşamış olabilecekleri travma ya da karşılaştıkları zorluklarla suça ve şiddete karışmadan başa çıkabilecekleri yolları öğretmek olduğunu vurgulayarak, yapılacak şeyin, çocuğu suçun normalleştiği çevreden almak, mutlaka rehabilitasyonu, onu suça iten olası sorunlar için incelemek, değerlendirmek, ona yardım etmek, destek olmak ve yaptığının hata olduğunu anlayıp kendisini başka bir yerde konumlandırmasını sağlamak olduğunun altını çizdi.
Çocuk suçlarında aile yapısı kadar gruplaşma da belirleyici rol oynuyor
Çocuk suçlarında aile yapısının belirleyici rol oynadığını vurgulayan uzmanlar, aile içinde yeterli ilgi ve aidiyetin sağlanamadığı durumlarda gruplaşmaya yönelen çocukların ergenlik döneminde kabul görme ihtiyacıyla suça karışabildiklerini belirtti.
"Çocuk suçlarında aile ve yakın çevre belirleyici rol oynuyor." diyen Türkiye Yeşilay Cemiyeti Akademi Direktörü Hakan Çetin, şunları dile getirdi:
"Son dönemde kamuoyuna yansıyan vakalarda da çocuk suçlarının çoğunlukla bireysel değil grup etkisiyle ortaya çıktığını görüyoruz. Bireysel olarak bir kişinin gidip suç işleme örüntüsü, daha az gördüğümüz bir gerçeklik. Sorunu bütüncül olarak ele almak gerekir. Sadece spor yaptırarak, sanat faaliyetine yönlendirerek, eğitim yaparak bu çocukları koruma ihtimalimiz çok zayıf. Bu anlamda tüm kamu kurumlarının, sivil inisiyatiflerin ve ailelerin işin içerisine girdiği çok boyutlu çözüm modelleri üretmek zorundayız."
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu üyesi milletvekillerinden değerlendirme
Dosya haberin bu bölümünde, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu üyesi milletvekilleri, çocukların suça sürüklenme nedenleri ve çözüm önerileri konusunda görüş ve önerilerini dile getirdi.
Komisyonun, suça sürüklenen çocukları suç makinesi değil, korunması ve kazanılması gereken bireyler olarak ele alan ancak aynı zamanda toplumun güvenliğini ve adalet duygusunu da esas alan, etkin, caydırıcı ve önleyici bir yol haritasını ortaya koyacağını dile getiren vekiller, çözüm noktasındaki kararlılığın tam olduğunun ve Meclis çatısı altında üstlerine düşen her adımın kararlılıkla atılacağının altını çizdi.
Şiddet riski okul öncesi dönemde sinyal veriyor
Dosya haberin bu bölümünde, erken yaşlardaki davranışlarda sinyal veren ve ileriki dönemde görünür hale gelen şiddet eğilimi, ailenin tutumu ve rol model ilişkisi ele alındı.
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Tayyib Kadak, çocuklarda şiddet eğiliminin en sık ergenlik döneminde görünür hale geldiğini, riskin aslında çok daha erken yaşlarda başladığını belirtti.
Yeşilay Genel Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten Kadak, "Okul öncesi dönemde öfke kontrolünde ciddi problemler olması, empatinin yeterince gelişmemesi uzun vadede şüpheli davranışlara zemin hazırlıyor." dedi.
Uzmanından sosyal medyadaki şiddet içerikli paylaşımlara karşı ebeveynlere medya okuryazarlığı önerisi
Dosya haberin bu bölümünde Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Büyükafşar'ın ailelere medya okuryazarlığı konusundaki önerilerine yer verildi.
Akran zorbalığı, yalnızlık, dışlanma gibi faktörlerin gençleri ve çocukları şiddete sürüklediğini belirten Büyükafşar, ailelere önemli roller düştüğünü ifade ederek, medya okuryazarlığını geliştirmeleri gerektiğini vurguladı.
İnternet kullanımı filtrelenmeyen çocuklar suça yönelebiliyor
Trakya Üniversitesi (TÜ) Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Mertkan Gezgin, sosyal medyanın gençler üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu anlattı.
Gezgin, "Görünürlüğün artmasıyla olumsuz içerikler daha hızlı yayılmaya başladı. Üniversiteye yeni başlayan ve lise çağındaki gençler üzerinde yapılan çalışmalarda, sosyal medya ve dijital oyunların etkilerini net biçimde görebiliyoruz. Şiddet içeren oyunlar ile paylaşımlar çocukların ruh sağlığını olumsuz yönde etkiliyor." dedi.
Ailelerin internet ve oyun kullanımı konusunda gerekli filtrelemeleri yapmaması halinde çocukların zamanla bu içeriklerin etkisi altına girebildiğini dile getiren Gezgin, sürecin devam etmesi durumunda çocukların suça sürüklenebileceğini ifade etti.
Çocukların çetelere ve şiddete yönelmesinde birden fazla risk faktörü etkili
Uzmanlar, çocukların çetelere yönelmesinde aile içi şiddet, ebeveyn tutumları, madde kullanımı, okul reddi ve dizilerdeki şiddet içerikli yayınlar gibi risk faktörlerinin etkili olabileceğini belirtiyor.
Uzmanlar, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin okul dışına taşınması, sosyal-duygusal öğrenme programlarının aileler ve eğitimcilerle yürütülmesi gerektiğini vurgularken, kamu spotları ve sivil toplum kuruluşlarının da çocukların gelişimine katkı sağlayacak şekilde sürece dahil edilmesinin önemine işaret ediyor.
Dizilerde artan şiddet içeriklerinin çocuklar üzerinde olumsuz etkileri bulunduğunu kaydeden uzmanlar, denetleme mekanizmalarının güçlendirilmesi, ebeveyn-öğretmen iş birliğinin artırılması ve medya okuryazarlığı eğitimlerinin yaygınlaştırılmasının önemini vurguluyor.
Çeteler, çocukların "değerli olma" arayışını suça çeviriyor
Dosya haberin bu bölümünde, suça sürüklenen çocukların suçla temasında etkili olan ailevi, ekonomik, psikolojik ve sosyal faktörler ile önleyici politikaların önemi ele alındı.
Suç örgütlerinin eylemlerinde kullanılan çocukların suça sürüklenmesinde yalnızca bireysel davranışlar değil, ailevi ve toplumsal yaşam koşulları da etkili olabiliyor.
Sevgi ve güven ortamından yoksun büyüyen, kendini değersiz hisseden çocukların, ihmal, göç, eğitimsizlik, yoksulluk gibi nedenlerle suçla temas riski yüksek seviyeye çıkabiliyor.
İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Deniz, konuya ilişkin açıklamalarında, "Hem çocuklarda hem gençlerde çok önemli bir mevzumuz var. Değerli olma hissi, kimlik meselesi, görülmek, kıymetli olmak veya gelecekle ilgili umudunuzun olması. Eğer sizin ailevi şartlarınız bunu çok fazla karşılayacak gibi durmuyorsa, hayat şartları bunu getirecek gibi durmuyorsa, çocuklar değerli olma, önemli olma veya kendisini güçlü hissetme gibi birtakım hisleri başka yerlerde aramaya başlayacaktır. Dolayısıyla yetişkinlerin kurduğu çeteler, bazen illegal başka gruplar da olabiliyor, çocukları çok çabuk manipüle edebilir veya onlara özendirebilir. Günün birinde onlar gibi olmayı isteyebilirler. Dolayısıyla hayatta kendi adaletini sağlama, kimliğini geliştirme, değerli olma duygusunu bu çocuklar illegal yollardan sağlamaya çalışıyorlar." ifadelerini kullandı.
Çocuklar şiddeti sanal ortamdaki oyun ve içeriklerden öğrenebiliyor
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Şeniz Özhan, akıllı telefonlar, sosyal medya ve çevrim içi platformlarla geçirilen uzun saatlerin aile içi iletişimi zayıflattığını belirtti.
Çocukların dijital içeriklerinin mutlaka takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Özhan, "Çocukların hangi oyunları oynadıkları, hangi dijital platformlarda vakit geçirdikleri ve neleri izlediklerinin takip edilmesi son derece önemli. Önlem alınmadığında çocuklar şiddet içerikli oyunlara ve programlara maruz kalabiliyor." dedi.
Özellikle ilkokul çağındaki çocukların şiddeti sorgulayabilecek yaş ve bilinç düzeyinde olmadığını dile getiren Özhan, şiddete maruz kalan ya da tanık olan çocukların bu durumu olağan bir davranış biçimi olarak algılayabildiğini ifade etti.
Suça sürüklenen çocukları "kayıp kuşak" riskinden koruma çağrısı
Dosya haberin bu bölümünde, Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen "Suça sürüklenen 'Çocuklar': Fail mi Kurban mı?" adlı çalıştayın sonuç raporunda yer alan, çocukların suça sürüklenme süreçlerini besleyen yapısal risk alanlarına, mevcut sistemde karşılaşılan uygulama sorunlarına, ulusal ve uluslararası örnekler ışığında geliştirilebilecek çözüm önerilerine, erken müdahale, diversiyon, onarıcı adalet ve ceza sonrası destek mekanizmalarına ilişkin politika başlıklarına yer verildi.
Raporda, mevcut çocuk adalet sisteminin, bilimsel gerçeklik ile toplumsal tepkisellik arasında tarihsel bir tıkanıklık yaşadığı ifade edilerek, "Fail mi, kurban mı?" ikileminin artık sadece hukuki bir tartışma değil, devletin koruma zincirindeki "koordinasyon felcinin" bir yansıması olduğu aktarıldı.
Çocuk suçluluğu kavramının, tarihsel süreçte cezalandırıcı bir paradigmadan, çocuğu gelişimsel bir özne olarak kabul eden koruyucu ve rehabilite edici bir yaklaşıma evrildiğini, bu evrimin terminolojideki "suçlu çocuk" ifadesinin yerini "suça sürüklenen çocuk" kavramına bırakmasıyla somutlaştığı aktarılan raporda, suça sürüklenme sürecinin nörobiyolojik gelişim, travmatik geçmiş ve yapısal şiddetin kesişim kümesini meydana getirdiği, bu katmanları anlamadan üretilen her politikanın, semptomları tedavi etmeye çalışırken hastalığı derinleştirdiği ifade edildi.
Enstitü Sosyalden çocuk adalet sistemine "aşamalı müdahale yaklaşımı" önerisi
Dosya haberin bu bölümünde, Enstitü Sosyalin söz konusu analizinde 2005 yılında yürürlüğe giren Çocuk Koruma Kanunu'nda aradan geçen 20 yıllık sürede uygulama boşlukları oluştuğu gerekçesiyle sunulan bazı öneriler yer aldı.
"Çocuk Koruma Kanunu'nda Güncelleme İhtiyacı: Etkin Tedbirler, Onarıcı Adalet" başlıklı analizde, bu kanunun isim olarak korumayı öncelemesine rağmen içerik olarak ağırlıklı biçimde infaza ve suça sürüklenen çocukların yargılanma süreçlerine odaklanıldığı aktarılarak, "Korunma ihtiyacı olan çocuklara ilişkin hükümler oldukça sınırlı kalmış, koruyucu destekleyici tedbirlerin kapsamı, işleyişi ve uygulanmasına dair bütüncül bir sistem kurulamamıştır. Bu durum, çocukların suça sürüklenmesini önleyici mekanizmaların zayıf kalmasına neden olmaktadır." ifadelerine yer verildi.
Söz konusu analizde, çocukların erken yaşta ceza sistemi içinde hapsedilmesini önlemek amacıyla "aşamalı müdahale yaklaşımı" modeli de önerildi.
Kick boksçu muhtar çocukları spora yönlendiriyor
Bursa'da yaşayan 48 yaşındaki milli antrenör Metin Sezer, kurduğu kulüple 26 yıldır mahallesindeki çocukları sporla tanıştırarak çok sayıda milli sporcunun yetişmesini sağladı.
Gündüzleri mahallenin sorunlarıyla ilgilenen, bağımlılık türleri hakkında vatandaşları bilgilendiren Sezer, akşamları da spor salonunda antrenman yaptırdığı gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutuyor.
Çocukların "hayatlarındaki boşlukları doldurduklarını" vurgulayan Sezer, "Spor salonları bu konuda önemli. Biz onlar için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Eğer biz ellerinden tutup spor salonlarının yolunu öğretmezsek inanın onlara sokaklar sahip çıkıyor. Yani bir çocuğu elinden tutup sporla tanıştırmazsak onların elinden tutup uyuşturucu, alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklara çekecek çevreler, çok arkadaş grupları var." dedi.
İstismara karşı "suça sürüklenen çocuk" kavramında düzenleme tavsiyesi
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serhat Türkoğlu, “suça sürüklenen çocuk” kavramının çocukları doğrudan suçlu olarak tanımlamak yerine topluma kazandırmayı hedeflediğini, ancak uygulamada kapsamının netleştirilmemesinin çeşitli sorunlara yol açabildiğini bildirdi.
Türkoğlu, çocuğun içinde bulunduğu aile, okul ve sosyal çevre koşullarının dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, suçun bilinçli ve planlı şekilde tekrar edilmesi durumlarında mevcut tanımın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Düzenleme önerisinin, çocukların korunması ile adli sorumluluğun dengeli biçimde ele alınmasını amaçladığı kaydedildi.
Çocukların suça sürüklenmesine karşı caydırıcılık ve topyekun mücadele önerisi
İMÜ Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın, çocukların suç davranışlarına yönelişinde sağlıklı aile içi ilişki ve sosyal sosyalleşmenin belirleyici olduğunu belirtti. Aile içi terbiye, sevgi ve sınır dengesinin çocukların suçtan uzak durmasında önemli rol oynadığına dikkat çekildi. Dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocukların daha kolay suçla temas ettiğini, sosyoekonomik farklılıklar ve toplumsal ayrışmanın da bu süreci etkilediğini ifade etti.
Akın, suçla mücadelenin yalnızca cezaların artırılmasıyla çözülemeyeceğini; aile, devlet ve sivil toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca yaptırımların caydırıcı olması ile adalet sisteminin toplumda güven tesis etmesinin önemine işaret edildi
Muş'ta polisler, önleyici faaliyetlerle çocukları suçtan korumaya çalışıyor
Muş Emniyet Müdürlüğü polisleri çocukların suça sürüklenmesini önlemek için çeşitli faaliyetler yürütüyor. Polis ekipleri, özellikle okullarda seminerler, bilinçlendirme çalışmaları ve sosyal, kültürel, eğitici ile sportif etkinlikler düzenleyerek çocukları terör örgütleri, uyuşturucu ve diğer suç unsurlarından uzak tutmaya çalışıyor. Bu kapsamda geçen yıl 28 okulda yaklaşık 6 bin 500 öğrenciye ulaşan faaliyetler gerçekleştirildiği belirtildi. Çalışmaların, çocukların enerjilerini riskli ortamlardan uzak, faydalı etkinliklere yönlendirmeyi hedeflediği aktarıldı.
Çocukların "incitici iletişim"den suça uzanan sürecinde önleyici rehberlik hayati rol oynuyor
Dosya haberin bu bölümünde Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Figen Akça'nın çocukları suça iten nedenlere ilişkin görüşlerine ve bu konuda çözüm önerilerine yer verildi.
Çocuklukların gelişim sürecinde çevrede gördükleri kişileri rol model almaları sonucunda suç niteliği taşıyabilecek davranışlarda bulunabileceğini belirten Akça, hem bireysel faktörler hem de doğduğu ailenin içinde olup bitenler ve sonrasındaki okul arkadaş çevresinin önemli olduğunu söyledi.
Akça, suç işleme ya da olumsuz davranışlar gösterme döngüsünde ciddi kırılmaların dezavantajlı gruplarda daha fazla rastlandığını vurgulayarak, "O zaman bu döngü kırıldığında daha ileride ya psikolojik sorunlara ya da daha içselleştirilmiş davranış sorunlarına dönebiliyor." dedi.
Çocuklarda tedavi edilmeyen psikolojik rahatsızlıklar suça yönelmeyi kolaylaştırıyor
Dosya haberin bu bölümünde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyüp Sabri Ercan, çocuklarda suç eğilimini tetikleyen faktörleri anlattı.
Son yıllarda anne babalar arasında "özgür çocuk yetiştirme" anlayışının geliştiğini, buradaki özgürlüğün "sınırsızlık" ile karıştırıldığını belirten Ercan, çocuklara sınır koymanın önemine değindi.
Prof. Dr. Ercan, davranışlarına sınır konulmayan çocuklarda saygısızlık, zorbalık ve saldırgan davranışların artabildiğini dile getirerek, aile içindeki şiddetin de çocuklarda şiddeti normalleştirdiğini vurguladı.
Nezarethanedeyken aldığı kararla bağımlılıktan kurtulup kendini uyuşturucuyla mücadeleye adadı
Dosya haberin bu bölümünde bağımlılıktan kurtulup uyuşturucuyla mücadeleye destek veren F.Ö'nin hikayesi anlatıldı.
Arkadaş çevresinden etkilenerek 16 yaşında uyuşturucu kullanmaya başlayan F.Ö, aradan geçen sürede bağımlılığın etkisiyle hem ailesinden hem de sosyal çevresinden uzaklaşmaya başladı.
Yaşadığı zor süreçte üç kez intihar girişiminde bulunan F.Ö, üzerinde uyuşturucu yakalanması nedeniyle girdiği nezarethanede bağımlılıktan kurtulmaya karar verdi.
Çocuğu şiddetten korumanın ilk yolu onu gerçekten dinlemekten geçiyor
Toplum Ruh Sağlığını Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Bülent Coşkun, hayatın içindeki olumsuzlukların medya ve internet aracılığıyla daha görünür hale geldiğini söyledi.
Yapımcıların "Hayatta var olanı yansıtıyoruz" yaklaşımına değinen Coşkun, "Dizilerde kısa sürede olumsuz davranışlar sunulabiliyor. Elbette bunun da etkisi olabilir. Bu içerikler aile bireyleriyle izlenirse onların artı ve eksi taraftarları konuşulursa olumsuz etkisi görece daha azalabilir. Olumsuz etkisi yok demek gerçekçi olmaz." dedi.
Bağımlılık nedeniyle suça karışan çocuklar sanatla topluma kazandırılıyor
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığınca alkol veya madde kullanımı nedeniyle yükümlülük altına giren 15-18 yaş grubundakilere yönelik hazırlanan Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığından Arınma (SAMBA) Programı çerçevesinde sanatla terapi çalışmaları sürdürülüyor.
Program kapsamında çocuklar, 1 yıl boyunca belli aralıklarla "sanatla terapi" programına katılarak, resim ve heykel gibi sanat dallarıyla ilgileniyor.
Programla, suça karışan çocukların alkol ve madde konusunda bilgilenmesi, değişim motivasyonu ve öfke kontrolü sağlamasıyla bağımlılıkta yinelemeyi engelleyecek becerileri kazanması amaçlanıyor.
Van'da "akran anneleri" çocukları için bir araya geliyor
"Akran Anneleri Buluşuyor" adı verilen proje kapsamında kentte eğitim gören 9-10. sınıf öğrencilerinin anneleri için okullarda çeşitli etkinlikler düzenleniyor.
Bu kapsamda belirlenen periyotlarda organize edilen etkinliklere davet edilen anneler, belirlenen konularda psikologlar, öğretmenler ve farklı meslek gruplarından eğitmenler tarafından bilgilendiriliyor.
Projeyle, çocukların olumsuz alışkanlıklardan korunmasında en önemli unsurlardan biri olan annelerin bilinçlendirilmesi, aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi, çocukların aileleriyle geçirdiği nitelikli zamanın artırılması, aile içi iletişim, akran zorbalığının önlenmesi, dijital risk ve tehditlere yönelik önlemlerin alınması hedefleniyor.
"Çevrim içi oyunlar örgüte eleman kazandırılması ve çocukların kandırılması için kullanılıyor" uyarısı
Dosya haberin bu bölümünde, Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Saydam'ın suç örgütlerinin çocukları ne şekilde suça sürüklediklerine ilişkin görüşlerine ve bunun önlenmesine yönelik çözüm önerilerine yer verildi.
Doç. Dr. Saydam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "yeni nesil suç örgütleri"nin çocukları suçta kullandıklarını ve onlar üzerinden ciddi suç geliri elde ettiklerini hatırlattı.
Ceza kanununda çocukların 0-12, 12-15 ve 15-18 yaş grupları olarak üçe ayrıldığını aktaran Saydam, 0-12 yaş grubunun ceza sorumluluğunun olmadığını, 12-15 yaş grubundaki çocukların fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılanmadığına bakıldığını, 15-18 yaş grubunda en ağır suçu işleyen çocuğun da 18 yıl ceza aldığını kaydetti.
Suça sürüklenen çocuklar "onarıcı infaz" anlayışıyla topluma kazandırılıyor
Dosya haberin bu bölümünde, suça sürüklenen çocuklara (SSÇ) yönelik müdürlüklerdeki sosyal rehabilitasyon çalışmaları kapsamında yapılan faaliyetler ele alındı.
Bu kapsamda, 12-18 yaş arası çocuklara yönelik çok sayıda nitelikli rehabilitasyon projesi düzenleniyor.
SSÇ'lerin yeniden topluma kazandırılması amacıyla, ülke genelindeki denetimli serbestlik müdürlüklerinde çocuk hizmetleri büroları aracılığıyla eğitim ve iyileştirme odaklı faaliyetler yürütülüyor.
Kırklareli'nde risk altındaki çocuklar mobil ekiplerle tespit ediliyor
Kırklareli'nde sokakta çalışan veya çalıştırılan çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici hizmetler kapsamında hayata geçirilen proje doğrultusunda Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü ve Kırklareli Belediyesi personelinden oluşan mobil ekipler kuruldu.
Projede görevlendirilen ekipler, haftanın belirli günlerinde sokak, cadde, meydan ve metruk binalarda alan taraması gerçekleştiriyor.
Sokakta çalıştığı belirlenen ya da suça sürüklenme riski taşıyan çocuklar mobil ekipler tarafından saptanarak Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Birimine yönlendiriliyor.
Etkin izleme ve yönlendirme çalışmaları yürütülen proje kapsamında geçen yıl sokakta çalıştığı tespit edilen 8 çocuğun okula devam etmesi sağlandı, ailelerine de sosyal yardım yapıldı.
Çocukların suça sürüklenmesinin önüne geçmek için okula devamlılığının sağlanması öneriliyor
Diyarbakır Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Masum Öztürk, suç işleme açısından en riskli dönemin ergenlik ile 20-25 yaş arası olduğunu, ergenlik çağından sonraki dönemde suç işleme ile ilgili riskin çok fazla artığını söyledi.
Suça sürüklenen çocuklarda çeşitli risk faktörlerinin bulunduğunu anlatan Öztürk, ergenlik dönemindeki yaşantının suça sürüklenmede önemli bir faktör olduğunu belirtti.
Çocukların suça sürüklenmelerini önlemek için herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, bu konuda ailelere, okullara ve ilgili kurumlara farklı roller düştüğünü söyledi.
Akran zorbalığında erken tespit önem taşıyor
Psikiyatr Dr. Erdem Önder Sönmez, okullarda öğrenciler arasında yaşanan saldırganlığın en yaygın türü olan "akran zorbalığı"nın erken tespit edilmesinin önemli olduğunu belirtti.
Sönmez, şiddetin, ani başlayan bir durum gibi göründüğünü ancak aslında belli olay ve durumların bir araya gelmesiyle öğrenilen bir davranış türü olduğunu söyledi.
Öncelikle aile olmak üzere bireyin bulunduğu ortamın, davranışlarına büyük etki ettiğini belirten Sönmez, huzurlu ailede yetişen çocuğun keyifli ve neşeli bir ruh halinde olduğunu ifade etti.
Sönmez, öfkeli, stresli, şiddet görülen bir ortamda büyüyen çocukların bunu normal olarak değerlendirip şiddete daha çok meyledeceğine dikkati çekti.
16 bin sporcuya ulaşılan ERVA Projesi ile gençler suçtan uzak tutuluyor
Kayseri’de Valilik öncülüğünde “Erdemlerimizle Varız (ERVA)” projesiyle 65 spor okulunda 29 farklı branşta ücretsiz eğitim vererek bugüne kadar 16 bin gence ulaşıldı ve bu gençlerin suça bulaşmasının önüne geçildi.
Sosyal medyada yapılan "meydan okumalar" çocukları suça yönlendirebiliyor
Uzmanlar, sosyal medyadaki “meydan okuma” içeriklerinin çocuk ve ergenlerde şiddet ve suça yönelimi tetikleyebildiğini, bu davranışların beğenilme ve kabul görme isteğiyle normalleştirilebildiğini belirtti. Uzmanlar, ailelerin yasaklayıcı değil rehberlik edici bir tutum benimsemesi, dijital denetimi artırması ve sosyal medya platformlarının koruyucu önlemler almasının önemine dikkat çekti.
Çocuk çetelerinin sanal ortamdaki etkilerine karşı sportif ve kültürel faaliyetler tavsiyesi
Doç. Dr. Karadağ, çocuk çetelerinin sosyal medya ve dijital oyunlar üzerinden özellikle ait olma, güç ve görünürlük arayışı ile risk alma eğilimini hedef aldığını belirtti. Karadağ, yasaklayıcı değil anlayıcı bir iletişim kurulması, ani davranış değişimlerinin takip edilmesi ve çocukların spor, sanat ile kültürel faaliyetlere yönlendirilerek gerçek hayatta aidiyet duygusunun güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Çanakkale polisi çocukların suça sürüklenmemesi için öğretmenlerle işbirliği içinde
Çanakkale’de polis ekipleri, çocukların suça sürüklenmesini önlemek için okul idareleri ve öğretmenlerle sürekli iletişim halinde olarak öğrencilerin okul giriş-çıkışlarını takip ediyor ve akran zorbalığı ile siber zorbalık gibi konularda bilgilendirme seminerleri düzenliyor. Amaç, riskleri azaltıp çocukların güvenli ve suçtan uzak bir ortamda eğitim görmesini sağlamak.
Kayseri'deki okullarda akran zorbalığına karşı iyilik iklimi oluşturuluyor
Kayseri’de İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün “Akran Destek Programı” çerçevesinde okullarda akran zorbalığına karşı iyilik ve “iyi olma hali” odaklı bir ortam oluşturuluyor; öğrenciler arasında selamlaşma, liderlik ve sosyal destek projeleriyle pozitif iletişim ve hoşgörü teşvik ediliyor.
Muş'ta geçen yıl suça karışan 66 çocuğa psikososyal destek verildi
Muş'ta "Çocuklar Güvende Hizmet Modeli" kapsamında geçen yıl yürütülen psikososyal destek çalışmaları ve hane ziyaretleriyle suça karışan 66 çocuğun yeniden sosyal hayata entegre olmaları sağlandı.
"Çocuklar Güvende Hizmet Modeli" kapsamında suça karışan çocuklar ve aileleriyle görüşen ekipteki görevliler, bilinçlendirme ve yönlendirme faaliyetleri yürüttü.
Bu kapsamda geçen yıl kentte "yaralama, darp, uyuşturucu ve hırsızlık" gibi suçlara karışan 66 çocuğa danışmanlık, eğitim ve psikososyal destek veren, aileleriyle görüşen ekipler, çocukları suça iten nedenleri tespit etmeye ve yeniden suça karışmalarını önlemeye çalıştı.
Eskişehir Çocuk Adalet Merkezi, çocukların adli süreçlerden en az zararla çıkmasını sağlıyor
Suça karışan çocukların adli süreçlerden olumsuz etkilenmemeleri, mağdur çocukların ise ikincil travma yaşamaması amacıyla hizmet veren Eskişehir Çocuk Adalet Merkezi, çocukların yeniden topluma kazandırılmasına katkı sağlıyor.
Çocuklara yönelik adli işlemlerin yetişkinlerden ayrı, "çocuk dostu" ortamlarda yürütülmesini hedefleyen merkezde, onarıcı adalet yaklaşımı doğrultusunda cezalandırıcı uygulamalar yerine çocuğun korunması ve desteklenmesi esas alınıyor.




















%2Fweb-dosya-haber-kopyas%C4%B1-3.jpg)
%2Fweb-dosya-haber-kopyas%C4%B1-3.jpg)
%2FNew%20folder%2Fweb-dosya-haber-kopyas%C4%B1-3.jpg)
%2Fweb-dosya-haber-kopyas%C4%B1.jpg)
%2FNew%20folder%20(2)%2Fweb-dosya-haber-kopyas%C4%B1.2psd.jpg)



