AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, CHP'nin "darbe sever" karakterini gözler önüne seren, ibretlik bir anekdotu paylaşmak istediğini ifade ederek, özellikle CHP'nin sokakları ateşe vermek için öne sürdüğü gençlerin bunu iyi dinlemesini istedi.
Merhum Jandarma Yüzbaşı Ahmet Er'in, Davutpaşa Kışlası'nda ziyaretine gittiği arkadaşı ve Tank Tabur Komutanı Binbaşı Orhan Erkanlı'nın odasında yaşadıklarına ilişkin Erdoğan, şunları söyledi:
"Bir gün merhum Jandarma Yüzbaşı Ahmet Er'in yolu Davutpaşa Kışlası'na düşer. Darbenin ayak sesleri işitilmektedir. Niyeti, arkadaşı Binbaşı Orhan Erkanlı'yı ziyaret etmektir. Daha sonra CHP sıralarında milletvekilliği yapacak olan Erkanlı, Davutpaşa'da Tank Tabur Komutanıdır. Ahmet Er iki sivil ile görüşme halinde olan Erkanlı'nın odasına girer, odaya girince içeride bulunan iki yabancı bir anlık şaşkınlık yaşar. Binbaşı Erkanlı hemen duruma müdahale eder, onlara döner ve 'Yüzbaşım yabancı değil, devam edin' der. Bunun üzerine sivil şahıs konuşmaya, daha doğrusu Erkanlı'ya brifing vermeye devam eder: 'Efendim, Saraçhane'de iki grubu birbirleri ile çatıştırdık. Kavga bütün şiddetiyle devam ediyor. Başka bir emriniz var mı?' diye de ekler. 'Teşekkür ederim. Böyle devam edin' diyen Erkanlı bir süre sonra onları yolcu eder.
Ahmet Er şaşkınlıkla, 'Binbaşım bu adamlar kimdir?' diye sormaktan kendini alamaz. Erkanlı'nın cevabı oldukça manidardır, 'Bunlar Halk Partisi milletvekilleridir'. Bu duruma Ahmet Er, 'Memleketin genç evlatlarını birbirlerine kırdırıyorlar. Bu ne haince iştir' sözleriyle tepki gösterir. Erkanlı ise 'Olaya öyle bakma, onlar ihtilale zemin hazırlıyor' karşılığını verir. İşte CHP budur, CHP zihniyeti budur, CHP'nin demokrasiye, CHP'nin milli iradeye, gençlerimize bakışı budur. Bunların nazarında gençler kimi zaman darbelere ortam hazırlamak, kimi zaman yolsuzlukları atlamak için kullanılıp atılacak bir sarf malzemesidir. CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP'nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Şimdi isterseniz CHP'nin darbeci geçmişini şöyle bir hatırlayalım" sözlerinin ardından Grup Toplantısı Salonu'nda video izletildi.
Videonun ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, karşılarında kalibrelerine, kalitelerine, sıkletlerine uygun bir siyasi rakip olmadığını belirtti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i eleştiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Maalesef ana muhalefet partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP'li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil, aziz milletime şikayet ediyorum, aziz milletime havale ediyorum. Burada CHP'nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum, kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış. Bunu anlıyoruz. Siz de bugüne kadar yoldan geçen vatandaştan havada uçan kuşa kadar ilgili ilgisiz herkese suç attınız, kabahat buldunuz, günah keçisi ilan ettiniz ama bir gün olsun 'Hırsızın hiç mi suçu yok?' sorusunu sormadınız. Bir gün olsun 'kabahati yok' demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, 'rüşvet verdim' diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP'nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları, CHP'li başkanların han-ı zi-safası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size 'Yiyin efendiler, yiyin. Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin' demez. Diyemez, demeyecektir."
Türkiye Cumhuriyeti'nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı olmadığını vurgulayan Erdoğan, üstünlerin hukukunun egemen olduğu günlerin eski Türkiye'de kaldığını, çalanın, çırpanın, soyanın yanına kar kaldığı günlerin artık geride bırakıldığını dile getirdi.
Erdoğan, "Daha önce defalarca söyledim, bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye'nin safralarından kurtulmasını istiyoruz." sözlerini sarf etti.
- "Türkiye'nin ilkeli duruşu, tavrı dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar, insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur"
ABD/İsrail-İran savaşını anımsatan Erdoğan, "Bölgemizde 28 Şubat'ta başlayan ve birinci ayını dolduran savaş, tehdit ve tehlike düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatmasıdır. Türkiye'yi bu yangının uzağında tutmakta kararlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz." diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın İslamabad'da düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan Dışişleri Bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya katıldığını, toplantıda endişeleri ve savaşı durdurmak için atılabilecek adımları dile getirdiklerini aktaran Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ve diğer ilgililerin de kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ettiklerini anlattı.
Türkiye'nin tavrının net olduğunu, bölgede barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa tereddütsüz yapmayı görev bildiklerini ifade eden Erdoğan, "Akan kanın durması, göz yaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Savaşın başından beri Türkiye'nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar, insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların bir an önce son bulmasını samimiyetle arzu ettiklerini belirterek, "Ancak bölgemizi bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzamasının yanı sıra bölgesel bir iç çatışmaya dönüşmesi riski vardır. Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır ekonomik bir yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail Hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail'in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın, Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır." görüşünü paylaştı.
İran'la savaşın, küresel barış vizyonuna hizmet etmediğini, tam tersine bu vizyonu sabote ettiğinin, zora soktuğunun gayet açık olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyalogdur, uzlaşmadır, maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl, vicdan, uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir. Temennimiz aklıselimin egemen olduğu, böylece daha fazla kan dökülmeden barışa giden yolun açılmasıdır. Biz bunun için elimizle birlikte gerekirse gövdemizi de taşın altına koymaya devam edeceğiz. Hazreti Peygamber'in mübarek parmaklarını birbirine kenetleyerek ifade buyurduğu şu tavsiyelerini bu süreçte kendimize rehber edeceğiz, 'müminin mümine bağlılığı taşları kenetlenmiş bir bina gibidir'. İşte bu kardeşlik, bu kaderdaşlık, bu ruhu yüceltecek bir hassasiyetle mesuliyetimizi artıracağız. Rabb'im yar ve yardımcımız olsun. Rabb'im Türkiye'yi muzaffer kılsın diyorum."