Kamuoyunda “Cübbeli Ahmet” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, uyuşturucu operasyonu kapsamında tutuklanan Habertürk’ün eski genel yayın yönetmenleri Mehmet Akif Ersoy ve Veyis Ateş hakkında konuştu. Özellikle Mehmet Akif Ersoy’a çok şaşırdığını belirten Ünlü, her iki isme de kırıldığını ifade ederek “ah” ettiğini söyledi.
“EN ÇOK MEHMET AKİF’E ŞAŞIRDIM”
Gazeteci Hadi Özışık’a konuşan Ünlü, şu ifadeleri kullandı:
“Ben en çok Mehmet Akif Ersoy’a çok şaşırdım. Öbürlerini tanımıyorum, yani o hanımları falan pek bilmem. Ama Mehmet Akif, evime gelen giden birisiydi. Ama şimdi savcılığın elinde deliller var, itiraflar var, her şey var yani. Ben şimdi ne diyeyim? Ama çok yazık oldu. Yani bu çocuklar, bu arkadaşlar zirvedeydi, daha da yükseleceklerdi. Ben Veyis Ateş’i de çok severdim, onu da tanırdım. Ama ben her ikisine de ‘ah’ ettim. ‘Ah’ ettim derken, yani beddua anlamında değil de, kırıldım onlara.”
“BENİ DİNLEMEDİLER”
Dücane Cündioğlu ve Mehmet Görmez’i yayınlarına çıkardıkları için iki isme kırıldığını aktaran Ünlü, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben Veyis Ateş’e kaç kere söyledim. ‘Oğlum’ dedim, ‘Şu Dücane Cündioğlu’nu çıkarma.’ ‘Bu adam felsefe yapıyor, insanların beynini sulandırıyor, gençleri dinden imandan çıkarıyor’ dedim. ‘Yapma bunu’ dedim. O yine çıkardı, yine çıkardı. Ben de dedim ki: ‘Bak Veyis, böyle devam edersen bu işin sonu iyi değil.’”
“Mehmet Akif Ersoy’a da aynı şeyi söyledim. O da gitti Mehmet Görmez’i çıkardı. Mehmet Görmez, Kurban Bayramı gecesi çıktı dedi ki; ‘Kurban diye bir şey Kur’an’da yok’ dedi. Ya arkadaş, sen Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış adamsın, bu milletin bayram gecesi böyle şey söylenir mi? Mehmet Akif’e dedim ki: ‘Mehmet Akif, bak bu adamları böyle parlatmayın, bu milletin inancıyla oynatmayın.’ O da dinlemedi.”
“KENDİLERİNE YAZIK ETTİLER”
Ünlü, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Ben dedim ki bunlara: ‘Bak, böyle yaparsanız ahım tutar.’ Ama yani şimdi bu uyuşturucu meselesi, bu masonik yapılar, bu satanist muhabbetleri... Bunlar çok ağır şeyler. Ben bunlara üzüldüm. Keşke böyle olmasaydı. Keşke aileleriyle, çoluk çocuklarıyla huzur içinde olsalardı da bu işlere hiç bulaşmasalardı. Yazık ettiler kendilerine.”